Biraz da Kendimize Bakalım…


Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından korkuyormuş ve karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş.
Ona nasıl yaklaşması gerektiğinden emin değilmiş.
Bu durumu konuşmak için aile doktorunu aramış; doktor adamın karısının ne kadar duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş.

“Yapacağın şey şu, karından 40 adım ileride dur, normal bir konuşma tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla”

Okumaya devam et Biraz da Kendimize Bakalım…

İnanmak….


EN ÖNEMLİ ADIMLAR İLK ADIMLARDIR : ABD’nin Kansas eyâletinin Elkhart kentinde, çok yoksul bir âîlenin çocukları olan iki kardeş, bir okulda çalışıyorlardı. Her sabah sınıflardaki sobaları yakmak, onların görevi idi.

Soğuk bir günün sabahı, kardeşler sobayı temizlediler ve odunla doldurdular. Kardeşlerden biri, bir şişe gazı odunların üstüne döktü ve ateşe verdi. Öyle büyük bir patlama oldu ki, eski bina sallandı. Patlama sırasında büyük kardeş öldü, diğerinin de bacakları fecî şekilde yandı. Daha sonra, şişeye yanlışlıkla benzin doldurulduğu ortaya çıktı…

Okumaya devam et İnanmak….

Tablo’m/n


Her gelen insan sizin tablonuzda ayrı bir renk oluşturur. Bazıları giderken arkalarında çok derin çok koyu renkler bırakırlar.. Bazıları hep tablonuzun en gözde yerinde olup merkezinizi aydınlatırlar. Nihayetinde tablonuzun renklerine siz karar verir, genel izlenimi siz oluşturursunuz. Yani siz hayatınıza kimi sokarsanız, kimin tablonuzun içine etmesine izin verirseniz olan olur ve bazen sadece uzaktan izlersiniz.

Herseyin olduğu gibi sizin tablonuzun da bir düzeni vardır, olmalıdır. Hayatınızda doğru düşündüğünüz renklerin/ insanların bir zaman sonra etrafındaki renklerle uyusmadığını hissedebilirsiniz.. İşte hayatın değerini biliyorsanız ve az biraz renklerden/ insanlardan anlıyorsanız; o durumlarda tablonun gidişatına karar verebilmelisiniz. Hayat sizin, tablo sizin.. Baska kimse değil siz yasıyorsunuz bu tabloyu. Neden baskalarının zevkine bırakasınız ki? Neden baska renklerin, anlayısların tablonuza müdahale etmesine izin veresiniz ki?…
Okumaya devam et Tablo’m/n

Hey Aşk!


Hey Aşk!..

İyilik.. Güzellik.. Dur biraz. Herşey’im. Evet, sanırım senin karşılığın bu benim sözlüğümde.

Merak etme. Her gözlerini açtığında, güzel bir güne başlaman için gözlerinin mesafesinde olacağım. Her öfkelendiğinde kafanı dağıtman için, rahatlaman için seni yatıştırıyor olacağım.  Yaşadığın her güzel sahnede mutluluğuna ortak olacağım.. Karşına çıkan her hendeği atlatman için yanında olacağım. Kısacası sen farketmesen de bölük pörçük ama her yerde olacağım.

Okumaya devam et Hey Aşk!

Everybody lies


Her insan eminim ki hayatının en azından temelinde dürüstlük ister. Ama bir o kadar da eminim ki, herkes yalan söyler. Orhan Pamuk, Benim Adım Kırmızı kitabında “Yalnızca aptallar masumdur.” der. Bir süre bu cümlenin üstünde düşündükten sonra idrak ettim ki bu gerçekten de doğru.

Anne babalar çocuklarından kendilerine karşı dürüst olmalarını bekler, sevgililer birbirinden dürüstlük bekler, herkes birinden dürüstlük bekler. Ama kimse kimseye karşı her zaman dürüst olmaz, olamaz. Yalan hep kötü karşılanır, tabi ki de nahoştur, toplumda yeri böyle de kalmalıdır. Ancak bazı yalanlar vardır…

Okumaya devam et Everybody lies

Valentine’s Day


Malum bir haftadan daha kısa bir sürede dünya çapında çiftler kendileri için seçilen günü kutlayacaklar.. İlk kez sevgililer gününü sevgilisiyle geçirecek olan biri olarak(umarım:)) bir yandan heyecanlı diğer yandan düşünceliyim. Sevgilimle biçok şey paylaştıktan sonra anladım ki özel birgüne ihtiyacı olmuyor insanın, aslında habersiz olarak yapılan ufak ama düşünceli süprizler çok daha anlamlı oluyor..
Şimdi gel gelelim biz kızların en büyük sorunlarından birine, sevgiliye özel birgünde ne alınır? İlla sevgililer günü olmasına gerek yok sonuçta sürprizi amaçlıyorsak hepimiz güzel bişey bulmayı hedefleriz.. Bi erkek nelerden hoşlanır?
Devamını Oku