Sons And Lovers


GİRİŞ

 

Gertrude Morel kocasını artık sevmiyordu. Çocuğunu istemiyordu fakat o, kollarında ve kalbindeydi. Çocuk dünyaya sevilmemiş olarak gelse de Mrs. Morel onu sececekti.

Gertrude Morel fakirdi ve mutsuz bir evlilik yapmıştı. Kocası Walter sert ve duygusuz bir adam olup, boş vakitlerinin çoğunu barlarda içki içerek harcayan bir tipti. Mrs. Morel önce en büyük oğlu William’ı sevse de yaşananlar tüm sevgisini ve dikkati ikinci oğlu olan Paul’a vermesine neden olacaktı.

Bu dokunaklı hikaye 20. Y.y. öncesi yaşayan kömür madencisi bir aileyi anlatmaktadır. Ayrıca Paul’un duygusal gelişimi ve annesine duyduğu tutkulu sevgisi ile Miriam ve Clara adındaki iki genç kız ile yaşadığı romantik ilişkinin yıkılışını anlatmaktadır.

David Halbert Lawrence 1885’te Nottingham yakınlarında 5 çocuklu bir ailenin 4.sü olarak dünyaya geldi. Öğretmen olabilmek için öğrenim gördü ve güney İngiltere’deki bir okulda 3 sene öğretmenlik yaptı

Yazarın ilk romanı “Beyaz Tavuskuşu” 1911’de yayımlandı. Aynı yıl annesi öldü ve sağlık sebeplerinden ötürü öğretmenliği bıraktı. 1914’te İngiltere dönüşü evlendiği Frieda Weekley ile Almanya ve İtalya’ya gitti.

O yıllarda Lawrence profesyonel yazarlık ile uğraştı. Kitaplarının cinsel içerikli olması ve 1. Dünya Savaşı’na karşı oluşundan ötürü almış olduğu eleştirilerden huzursuz olan yazar zamanının çoğunu Frieda ile yurtdışında geçirmiştir. Yazar 1930’da 44 yaşındayken Fransa’nın güneyinde ölür.

 

Sons and Lovers(1913), The Rainbow(1915), Women in Love(1920), Lady Chatterley’s Lover(1928) en ünlü kitaplarıdır.

 

BÖLÜM 1 : İlk Yıllar

Morel ailesi maden şirketinin çalışanlar için yaptığı Bestwood köyündeki evde yaşamaktadırlar. 31 yaşındaki Gertrude Morel 8 yıllık evlidir. Kocası Walter kömür işçisidir. 7 yaşında William ve 5 yaşında Annie olmak üzere 2 çocukları vardır. Mrs. Morel 3.çocuğa hamiledir. 3.çocukla birlikte geçimlerini sağlayamayacakları endişesinden ötürü bebeği istememektedir. Çocukların babası zamanın çoğunu barlarda geçirmektedir. Kocasına hiç saygısı olmasa da ona bağlıdır. Sefalet ve pislik içinde yaşamaktan Mrs. Morel’e gına gelmiştir.

Gertrude Morel, eğitimli ve dindar olan Nottinghamlı bir aileden gelmektedir. Mavi gözlerini başarısız bir mühendis olan babasından, yüzünü ise annesinden almıştır. 23 yaşında katıldığı bir yılbaşı partisinde 27 yaşında bir adamla tanışır. Walter parlak, siyah ve dalgalı saçları ile siyah sakalının yanı sıra içten, güçlü ve yankılanan bir gülüşü vardır. Hızlı hamleleriyle mükemmel bir dansçıdır. Herkese iyimser ve güzel davranmaktadır. Walter da Gertrude için içi alev alev yanmakta ve onda harika bir şeyler hissetmektedir.

Walter, Gertrude’nin gözlerinden, kıvır kıvır saçlarından ve güzel gülüşünden hoşlanmıştır. Gertrude eğitimli konuşması ve hanımefendi tavırlarıyla onu etkilemiş ve sonraki yılbaşında da evlenmişlerdir. Gertrude evliliğin ilk 3 ayında çok mutludur. Kocasının işinden gurur duymaktadır. Bazen romantik konuşmalardan sıkılsa da tüm kalbini ona adamıştır. Kocası Walter onu çoğu zaman anlamasa da dikkatle dinlerdi. Mrs. Morel geçte olsa kocasıyla derin duygularını paylaşamayacağını anlamıştı. Kocası boş zamanlarında evin çevresinde tamir ve ufak tefek diğer işlerle uğraşıyordu.

Kocasının yeni mobilyaların faturasını ödemediğini ve oturdukları evin kendilerinin değil de kiracı olduklarını öğrendiğinde ilk hayal kırıklığına uğramıştı. Daha sonraları kocası eve geç gelmeye başlar. Mrs. Morel kocasının eve geç gelmesinden şüphelenir.

İlk çocuk doğduktan hemen sonra Mrs. Morel hastalanır. Daha sonra iyileşse de anne ve babasından kilometrelerce uzakta olmak onu çok yalnız hissettirmektedir. Kocasıyla birlikteyken yalnızlığı daha da artmaktadır. İlk çocuğu zayıf ve güçsüz bir bebek olsa da zamanla güçlenmiş, koyu sarı saçlar ve koyu mavi renkli gözleriyle çok tatlı bir çocuktur.

Mrs. Morel’in hayatının en üzücü ve en yalnız hissettiği zamanında dünyaya gelmiş olması onun tüm dikkatini ve ilgisi çocuğuna vermesine sebep olmuş; tüm bunlarda kocasını kıskandırmaya yetmişti. Kocası Walter’ın bebeğe kötü davranıp ona vurması Mrs. Morel’in kocasından nefret etmesine neden olmuştu.

Sevgisizlik Walter’ı içkiye verir. Her sarhoş döndüklerinde kocası ile tartışırlar.

Walter haftasonları dahil 5-6 gibi kalkar, Pazar günleri de kahvaltıyı hazırlardı. William 1 yaşındayken bir gün kocası oğlunun saçlarını yakar. (ne sadist adammış=) Mrs. Morel bu olaya çok sinirlenir. William’ın yüzü de yanmıştır ve haykırarak ağlar. Mrs. Morel bu olayı hayatı boyunca unutmayacaktır.

Morel ailesi çok fakirdir. Kocası eşine yemek, kira, kıyafet, sigorta, sağlık masrafları için üç aşağı beş yukarı haftalık 30 şilin vermektedir. ( 20 şilin=1 pound)

Kendisi ise cuma, cumartesi ve Pazar geceleri parasını fütursuzca içkiye harcamaktadır. Resmi tatil olduğu bir gün keş tayfadan arkadaşı olan Jerry Purdy ile Nottinghamda bara giderler.

Mrs. Morel ise vaktini evde ev işleriyle geçirmektedir. O gece Walter bahçe kapısını tekmeleyip kilidi kırarak eve girer ve mutfaktaki kaynayan sıvıyı döker.

Mrs. Morel kocasıyla dalga geçerek “O bu akşam sarhoş değilsin der”. Kocası ise ona hakaret eder. Tüm gün boyunca 2 şilinden fazla harcamadığını söyler. Mrs. Morel “İçmeye gelince para var, başka şey olunca para yok” diyerek üstüne gider.

Tartışmaları git gide daha da vahşileşir. Birbirlerine besledikleri kin dışında her şeyi unuturlar. Sonunda kocası eve para getirenin kendisi olduğunu söyleyerek karısını sokağa atar ve kapıyı üstüne kilitler.

Kocası Walter bilincini kaybederek ortalığı dağıtır ve uyuyakalır. O ağustos gecesinde Mrs. Morel doğmamış çocuğunuda düşünerek kapı pencere ne varsa zorlar. Bir süre sonra takırtıya uyanan Walter olayların farkına vararak kapıyı açar ve umursamadan horul horul uyumaya devam eder.

 

BÖLÜM 2 : Paul’un Doğumu

Çocuğun doğumundan önce Mrs. Morel evi baştan aşağı temizler. Çocuğun doğduğu gün Walter’ı düşünceli bir hal alır. Karısına mutluymuş gibi davranır. Zaten Mrs. Morel onu umursamamaktadır ve kendisini öptürmez.

Kendisi gibi Paul’un da mavi gözleri vardır ki o gözler en gizli duygularını ona göstermektedir. Artık kocasına karşı sevgisi tamamen bitmiştir ve bu istemese de dünyaya getirdiği kollarındaki çocuğuna geçmiştir.

Takip eden aylarda Walter en ufak şeyden bile nem kapıp sinirlenmeye başlamıştır. Sürekli yemekten, şömineden ve çocukların gürültüsünden şikayet edip bağırmaktadır. Çocuklarda babalarının taşkın davranışlarından huzursuzdur.

Mrs. Morel kocasının sarhoş olduğu bir gece ondan intikam almaya karar verir ve yemek yapmaz. Yiyecek bir şeyler ararken etrafı dağıtır Walter. Çekmeceyle uğraşırken bacağını inciten Walter sinirden çekmeceyi karısına fırlatır ve köşesi gözünün üst tarafına çarpar. Her yer kan gölüne döner.

Kocasının kendisine dokunmasına izin vermeden kanayan yere pansuman yapmak üzere üst kata çıkar.

Ertesi çarşamba Walter’ın parası biter ve karısı bahçedeyken kesesinden 6 peni ( 12 peni = 1 şilin )(20 şilin=1 pound) araklar.

Kocası inkar eder ve bohçasını hazırlayıp evi terk eder. William ve Annie babalarının gittiklerine şaşırırlar. Fakat Mrs. Morel kocasının geri döneceğinden emindir. Nitekim de öyle olur. Akşama geri döner. Artık onun hareketlerine sinirlenmemektedir çünkü kalbi bir zamanlar sevdiği adamın bu olduğu için acı içindedir.

 

BÖLÜM 3 : William Liderliği Alıyor

Morel hasta olduğu zamanlar karısı ona bakardı ve bu sayede çabucak iyileşirdi. Birlikte oldukları akşamlarda Walter, karısının sadece çocuklarını sevdiğini bildiği için huzursuz  olur ve yalnızlık hissine kapılırdı.

Bunu kısmende olsa kabullenmişti. Paul sessiz bir bebek olmasına karşın babasının ona her dokunuşunda çığlık atardı. Dördüncü çocuk dünyaya anne ve babası için bir barış meyvesi olarak gelmiş ve Arthur ismi koymuşlardı. Arthur babasını çok sevmektedir. O yıllarda William daha iri, güçlü ve aktif olmuş; Paul ise ona nazaran daha zayıf ve annesini bir gölge gibi takip ederdi.

William 13’üne bastığında annesi ona koparatif ofisinde iş bulur. Babası ise kendisi gibi maden işçisi olmasını ister. Sonuç olarak annesi gece okuluna katip olması için gönderir. William çok zekidir ve annesi onunla gurur duymaktadır. Çünkü gece okulunda öğretmen olmuştur ve Bestwood’taki herhangi bir çocuktan daha çevik olduğunu kanıtlayan yarışı kazanmıştır.

William hırslı bir çocuktur ve kazandığı parayı annesine verir. Tüm dükkan sahiplerinin çocukları ile çeşitli sosyal ve sportif aktivitelere katılır. Fred Simpson ile birlikte Fransızca ve Latince öğrenir. Kızlara ve Paul’a başarı hikayelerini anlatmaktan hoşlanır.

William 19 olduğunda işi bırakarak Nottingham’da başka bir işe girer ve haftalık 8 yerine 30 şilin kazanmaya başlamıştır. Ailesi ondan gurur duymaktadır. Sıkı çalışmaya devam etmektedir ama partileri de boş geçmez. 1 yıl çalıştıktan sonra Londra’dan yıllık 120 poundluk bir pozisyona terfi edilir.

Mrs. Morel çocuğunun yuvadan uçucak olması onu umutsuzluğa iter. Çünkü oğlunu çok sevmektedir ve onun gidişi kalbinde acıya ve üzüntüye yol açacaktır. William evden ayrıldığında 20 yaşındadır ve tüm aşk mektuplarını yakar. Londra’da yeni bir hayata başlayacaktır.

 

      BÖLÜM 4 : Paul’un Çocukluğu

      Paul yüzünü annesinden almıştır. Saçları koyu kahve gözleri ise donuk mavidir. Sessiz ve soluk tenli bir velet olması onu akranlarından daha büyük göstermektedir. Annesine karşı çok hassastır.

O yıllarda çok güzel vadi manzarası olan başka bir eve taşınırlar. Hava karardıktan sonra babası madenden gelene kadar sokak lambalarının ışığında mahalle arkadaşlarıyla oyun oynar. Babasının tehlikeli davranışları ve alkolik oluşundan evde herkes sessiz durur.

Walter kendisini aileler arası etkinliklerden soyutlamıştır. Ona kimse bir şey söylemez. Sadece termos, bot gibi eşyaların tamirlerini yapar. Walter küçük oğlu Arthur’a madende kullanılan atlar hakkında hikayeler anlatır. Çocuklar babaları evdeyken kendilerini güvende hissederler.

Mrs. Morel William’dan kalan boşluğu Paul’a verir. Paul resim çizmeyi ve okumayı çok sever. Mrs. Morel ise her kadın gibi alışverişi sever. 5 peniye mavi desenli tabak satın alır. Paul annesi alışverişteyken ekmekleri pişirir.

William noelde 5 günlüğüne eve gelir. Onun için hazırlık yapıp evi süslerler. Her şey olması gerektiği gibidir. Geçte olsa hediyeleriyle birlikte gelir. Annesine altın tutacağı olan şemsiye almıştır.

 

BÖLÜM 5 : Paul Hayatla Yüzleşir

      William Londra’ya dönmüş, Paul’da okulu bıraktığı zamanlarda Walter’ın ayağına kaya düşer ve ayağı kırılır. Durumu ciddi olmasına karşın iyileşeceğini öğrenen ailesi onun için endişelenmeyi bırakır.

Paul 14’üne bastığında iş aramaya başlamıştır. Çizim yeteneğinin yanı sıra Fransızca ve Almanca bilen Paul, matematikte de iyidir.

William şirketin bazı pozisyonlarda çalışacak eleman arandığını mektubunda yazmıştır. Londra’ya alışamadığını ve hastalandığından bahsetmektedir. Gezip tozmanın yanı sıra hukuk öğrenmeye başlamıştır. Artık annesine para göndermeyi kesmiştir. Lily Western adında bir kızdan hoşlandığını ve onun kendisine “gypsy” diye hitap ettiğini söyler.

Paul sağlık malzemeleri üreten bir firmada çalışmak üzere Thomas Jordan ile görüşmek üzere sıcak bir ağustos sabahında annesiyle Nottingham yollarına düşerler.

Fransızcasından ötürü Paul’u katip olarak işe alırlar. Haftalık 8 şilin kazanacaktır. İşine trenle gidip gelecektir. Annesi yanına yemeğini de koymuştur. Her sabah annesi Paul’u düşünmektedir.

36 yaşındaki Mr. Pappleworth, Paul’a işi öğretir. Gelen evraklara göre siparişleri listeleyeceklerdir. En çok sipariş edilen malzemeler elastik çorap ve bandajlardır. Daha sonra alt katta çalışan Polly ve üst kattaki Fanny ile tanıştırır. 13.00- 14.00 arası yemek molasıdır. Genellikle öğleden sonra yapacak pek bir iş olmazdı. Saat 17.00’de alt katta herkes çay içerdi. Çay molasından sonra gaz lambaları yakılır, Paul ise paketlerin üzerine gidecekleri adresleri yazar ve pulları yapıştırırdı. 20.20 trenine atlayıp 21.20’de evine yorgun argın bir şekilde ulaşırdı. Annesi onu görünce sevinir ve birbirlerine günlerinin nasıl geçtiğini anlatırlardı.

BÖLÜM 6 : Ailedeki Ölüm

      Arthur’da büyümüş, babası gibi hareketli ve umursamaz olmuştur. Derslerden ve çalışmaktan nefret eder, çabuk sinirlenir ve kendisinden başkasını düşünmezdi. Annesini sevse de onu çok yorardı. Önceleri babasını çok ama çok seviyordu lakin babasının davranış biçimi aileyi gün geçtikçe daha da huzursuz ediyor ve kötü duruma sokuyordu.

Arthur Nottingham’daki dil okulunu kazanır. Artık sadece haftasonları gelecektir. Annie ise Bestwood okulunda öğretmenlik yapmaktadır. Sınavları geçtikten sonra haftalığı 4’ten 15 şiline artmıştır.

William nişanlanmıştır ve noelde nişanlısını ailesiyle tanıştırmak üzere eve getirir. Ailesine hediye almamıştır. Miss Western çok şık giyinmiştir. Trende akşam yemeği yedikleri için masaya oturmazlar. William annesine kızın küçük yaşta annesini kaybettiğini ve hiç sevgi görmediğini anlatır. Mrs. Morel ise oğluna dikkatli olmasını ve çok çabuk bir sonuca varmaması gerektiğini tembihler. William bundan çok rahatsız olmuştur.

Lily hanım hanımcık edasını sürdürüp, Annie ve Paul’a hizmetçisiymiş gibi davranmaktadır. Lily Londra’da sekreterlik yapmaktadır.

William annesine, Lily’den uzaktayken onu umursamadığını ancak onunla birlikteyken geçirdiği gecelerde onun müptelası olduğunu anlatır. Mrs. Morel ise evlenmek için garip bir aşk çeşidi olduğunu vurgular ve geçer.

Noel’den sonra Paul’un maaşı 10 şiline çıkar. İşinden oldukça memnundur fakat uzun çalışma saatleri ve kötü hava onun sağlık problemleri çekmesine sebep olur.

Bir gün Paul annesiyle Mrs. Leivers’in yeni çiftliğine ziyarete giderler. Orada Mrs. Leivers’in kızı Miriam ile tanışır. Çiftlik elma ağaçları, göleti ve ördekleriyle büyüleyici bir yerdir. Dördü çay içerler. Daha sonra Miriam’ın abisi Edgar ile Paul bahçede oyun oynarlar. Miriam utangaç olduğu için onlara katılmaz.

William ve nişanlısı Lily tatilde eve geldiklerinde evi mutsuzluk kaplar. William’da bundan huzursuz  olur. 8 günlük tatilde Lily 5 elbise ve 6 bluz alır. Annie’ye yıkatır. Williamla Lily’de gezmeye giderler. Mrs. Morel buna çok sinirlenir. Oğlunun okuma yazmasının çok iyi ve zeki oluşunun yanı sıra, Lily’nin boş muhabbet ve yatakta iyi olmasının dışında hiçbir şeye sahip olmaması oğluna uygun bir eş olamayacağını düşündürtür.

Annesi o kızla evlenmemesi için William’a öğütler verir ve hayatta bir nişanı bozmaktan daha kötü şeylerinde hayatta başına gelebileceğini hatırlatır. Oğlunun bu sorumsuz davranışı üzerine Mrs. Morel derin bir umutsuzluğa düşer. William ise annesine birbirlerine çok aşık olduklarını fakat eğer ölürse 3 ay içinde unutacağını itiraf eder.

William gelecek seneye evlenebilmeleri için köpek gibi çalışıp para biriktirmeye çalışmaktadır.

Bir ekim günü William hastalanmıştır. Bunun üzerine Mrs. Morel borç para alarak Londra’ya gider. Doktor erysipelas adında göğüs enfeksiyonu geçirmekte olduğunu söyler. Bilinci kapalıdır. Oğlu için dua eder ancak durumu daha da kötüleşir. Sabaha karşı 2 de William hayata gözlerini yumar.

Cenazeyi trenle eve getirirler. Paul babasının ağladığını ilk defa görmüştür. Kardeşlerinin elinde mumlar vardır. Mrs. Morel yıkılmıştır. Lily’nin ise umrunda değildir.

Bir gün Paul’da göğüs enfeksiyonu olur fakat tüm iradesiyle ailesine ve yaşama tutunur. 7 hafta istirahat ettikten sonra ayağa kalkar. Mrs. Morel artık tüm yaşamını Paul’a adayacaktır.

 

BÖLÜM 7 : Çocukların Aşkı

      Sonbahar boyunca Paul, Willey Çiftliğinde vakit geçirir. Edgar ve Miriam ile zamanını değerlendirir. Miriam da Paul da çiçeklerden, ağaçlardan ve kuşlardan hoşlanmaktadır. Paul çizmeye özendirilir. Bir gün salıncakta sallanmaya giderler.

Paul Miriam’a matematik öğretmeye başlar. Paul işten izin alarak Çarşamba günleri sanat okuluna gider. Kütüphanede birlikte vakit çalışırlar. Mrs. Morel Miriam’ın oğlunu kontrol ettiğini düşünür ve bu onun canını sıkmaktadır.

Paul ile Miriam çok genç olduklarından duygularının saflığı onları ilk öpücüklerinden kaçınmalarına sebep olmuştu. Hassasiyet ve utangaçlık onları fiziksel temastan sürekli kaçmalarına yol açıyordu.

 

BÖLÜM 8 : Aşk Savaşı

      Mrs. Morel’in Miriam konusundaki tavrı bir süreliğine de olsa Paul’u Willey Çiftliğinden uzak tutmaya yetmişti. Paul’un 2 resmi müzedeki yarışmada ödül kazanınca Mrs. Morel çok sevinir. Arthur da orduya katılmıştır. Paul’un kapasitesinin farkına varması, annesinin ona daha güçlü inanmasını sağlamıştı. Mrs. Morel oğlundan gurur duymaktadırç

Bir gün Paul Miriam ile Nottingham’da bir sokakta karşılaşır. Yanında Clara adında taş gibi bir hatun vardır. Clara Mrs. Leivers’in eski bir arkadaşının kızıdır. İş yerinden Baxter Dawes’in eşidir fakat başka bir kadın yüzünden şuan ayrıdırlar. Clara annesinin yanında yaşamaktadır ve çocukları yoktur.

Paul artık 21 yaşındadır. Mr. Jordan (patronu) onu departmanının başına getirmiş ve maaşını 30 şiline yükseltmiştir. Miriam’a Fransızca öğretip, sanat okulunda dizayn üzerine çalışmaktadır.

BÖLÜM 9 : Miriam’ın Yenilişi

      Paul bisikletle Willey Çiftliğine gider ve Miriam’a arkadaştan öte bir şey olamayacaklarını söyler. Miriam ise Paul’dan asla umudunu kesmez.

Mayıs ayında Mrs. Dawes ile tanışmak için tekrar çiftliğe gider. Clara kendisini kocasından uzakta çok özgür hissetmektedir ve her şeyi arkasında bırakmıştır.

Mrs. Morel Clara için dul ve 30 yaşında bir fakir olduğu için Paul’un uzak durması gerektiğini söyler fakat Paul Clara’yı çık çekici bulmuştur.

Annie ve Leonard evlenirler. Annesinin evinden ayrılacağı için ağlar.

Paul’un çevresindeki hayat değişmekte; kardeşlerini sadece tatillerde görebilmekteydi. Kısaca Paul ana kuzusuydu.

Mirriam’ın 21. Yaş gününde ona ilişkilerinin sonuna geldiklerini anlatan uzun, felsefik bir mektup yazar.  Paul’da 23 yaşındadır ve cinsel arzuları artmıştır. Clara Dawes’e abayı yakmıştır.

 

BÖLÜM 10 : Clara

      Bir kış günü Paul’un müzedeki resminin tam tamına 20 pounda satıldığı haberi gelir. Mrs. Morel oğlunun başarısından ötürü çok sevinçlidir.

Arthur aniden orduyu bırakmış ve yıllardır tanıdığı Beatrice ile evlenmiştir. Evlilikten 6 ay sonra bebekleri olur. Arthur sorumluluklarının bilincine vararak eşine ve çocuğuna sahip çıkar.

Aylar yavaş yavaş geçmektedir. Bir gün Clara’nın arkadaşı Paul’a mesaj iletir. Bunun üzerine Paul Clara’nın evine gider. Burada Clara’nın annesi Mrs. Radford ile karşılaşır. Ana kız oya yapmaktadırlar. Paul ona çalıştığı fabrikada bir iş ayarlar. Birlikte vakit geçirmeye başlarlar.

Paul’un doğum gününde şans eseri karşılaşırlar ve müzeyi gezmeye giderler. Clara Paul’a şiir kitabı hediye eder. Paul, Clara’ya geçmişte yapmış olduğu evlilikle ilgili sorular sorar. Clara ise Paul’u Pazar günkü konsere davet eder ancak Willey Çifliğine gideceği için reddeder. Konu dönüp dolaşıp Miriam ile olan ilişkilerine gelir. Paul, Miriam’ı sevmediğini ve onunla yakınlaşmak istemediğini dile getirir.

 

BÖLÜM 11 : Miriam’a Test

      İlkbaharla birlikte Paul’un Miriam hakkındaki duygusal yoğunluğu artmış fakat hala onunla evlenmek istememektedir. Güçlü bir utangaçlık duygusunu içersinde gel gitler yaşamaktadır.

Paul’un akşamları eve geç gelmesine annesi laf etse de yeterince büyümüş olması bunu gereksiz ve yersiz kılmaktadır. Çünkü geç saatlere kadar Miriam ile takılması Mrs. Morel’i çok üzmektedir.

Yaz ayların Paul ile Miriam daha fazla vakit geçirmeye başlarlar. Kiraz toplayıp şakalaşırlar. Birlikte doğanın tadını çıkarırlar. Yağmurun altında el ele yürürler. Birlikte geçirdikleri vakitler sonrasında defalarca aşkı yaşarlar. Bu olaylar dizisi Paul’un ölümü ve reddedilme duygusunu düşünmesine yol açar.

Birkaç hafta sonra Paul Miriam’a kendisini gerçekten isteyip istemediğini sorar. Miriam ise istediğini ancak daha çok genç olduklarını söyler. Bu reddedilmenin üzerine Paul’u derin bir üzüntü kaplar. Bundan ötürü uzaklara koşmak hatta ve hatta yurtdışına çıkmayı bile düşünür. Annesine Miriam’dan ayrıldığını söyler ve Miriam’a da bunu söyler sonunda.

 

BÖLÜM 12 : Tutku

      Miriam’dan tamamen ayrıldıktan sonra tüm ilgisi Clara’ya yöneltir. Birlikte vakit geçirirler, sinemaya giderler. İşten sonra kahve içerler. Bir akşam Paul parkta Clara ile öpüşür. Ona delicesine aşık olmuştur. Annesinin izniyle onu eve çaya davet eder.

Clara tedirgin olsada Mrs. Morel’e çok saygılı davranır. Koyu bir muhabbet alır götürür onları. Clara bulaşıkları yıkamaya yardım eder. Tam o sırada Miriam’da çıkagelir. Clara’yı çiftliğe davet eder ve Paul’dan bir kitap alıp geri döner.

Mrs. Morel Clara’dan çok hoşlanmıştır. Ancak oğlunun ondan da ayrılacağından da bir o kadar emindir.

 

BÖLÜM 13 : Baxter Dawes

      Clara ile bir gün tiyatroya giderler. Clara dekolteli yeşil elbisesiyle gelmiştir. Tüm oyun boyunca Paul gözlerini Clara’nın üzerinden alamaz. Oyunun bitiminde ise Clara’ya onu sevdiğini söyler. Fakat onları izleyen başka gözlerde vardır.

2-3 gece sonra Paul “Punch Bowl” adlı barda arkadaşlarıyla içerken Baxter Dawes gelir. Dawes ile tanışmak ister fakat Clara’dan ötürü Dawes ona düşmandır. Dawes Paul’a laf atar. Bunun üzerine Paul’da Dawes’ın yüzüne yarım bardak bira boşaltır ve bir anda çirkin bir kavga patlak verir. Barmenler Dawes’ı bardan atarlar.

Clara Paul’a kocasının çok tehlikeli olduğu için silah taşımasını söyler. Mr. Jordan Dawes kavgaya yol açtığı için onu işten kovar. Clara da Paul’u tutkuyla sevmektedir.

Ancak gelecek hakkındaki paylaşımlarından Clara tatmin olmamıştır ve bu durum duyguların zamanla kaybolmasına yol açar. Bundan ötürüde Clara kocası Dawes’ten hiçbir zaman boşanmayacaktır.

Bir gece Dawes Paul’u tren istasyonunda yakalar ve fena pataklar. Paul bilincini yitirir ve olduğu yere yığılıp kalır. Sabah kendine geldiğinde son kalan gücüyle eve gider. Clara ve Miriam sık sık ziyaretine gelirler. Paul’un yaralanması bisiklet kazası olarak lanse edilir ve kısa sürede iyileşerek işinin başına döner.

BÖLÜM 14 : Yaşamın Sonu

      Paul mayıs ayında 4 günlüğüne Blackpool’a arkadaşlarıyla birlikte gezemeye gider. Mrs. Morel’de Sheffield’deki Annie’yi ziyarete gitmiştir. Paul Blackpool’dan direk kız kardeşi Annie’nin yanına döner.

Annesi hastadır. Paul çok üzgündür ve ağlar. Leonard Dr. Ansell’i çağırır. Mrs. Morel’in vücudunda elma büyüklüğünde bir şişkinlik vardır.

Mrs. Morel uzun zaman boyunca acı çektiğini herkesten gizlemiştir. Dr. Ansell yardım edemeyeceğini ancak bu durumdan Dr. Jameson’un anlayacağını söyler. Fakat onunda ücretinin en az 10 pound olduğunu da hatırlatır. Paul Nottingham’a Dr. Jameson’u ayarlamaya ancak 2 gün sonra gidebilir. Pazar günü Sheffield’e gelecektir.

Paul oradan babasını görmeye gider. Babasına Minnie adında bir hizmetçi kız bakmaktadır. Babasını annesinin ciddi durumundan haberdar eder.

Pazar günü tetkikler yapıldıktan sonra Mrs. Morel’in kalbinin çok zayıf olduğunu ve şişkinlikleri azaltmak için ilaç tedavisinin yararının olabileceği kanısına varır.

Mrs. Morel’in durumu pek değişmez. 2 ay Sheffield’de kalır. Ne olursa olsun evine gitmek ister. Bunun üzerine trende daha kötü olacağı düşünüldüğünden otomobille götürmeye karar verirler.

Annesini yatağa Arthur yatırır. Paul Dr. Ansell’den Dawes’in de hastanede yattığını öğrenince barışmak için onu ziyarete gider. Hastanede Clara ile karşılaşır. Clara kocasına dönmüştür. Dawes Paul’a saygı duymaya başlar.

Aralık ayı geldiğinde hemşire masraflarını ödeyemeyecek duruma geldiklerinden Mrs. Morel’e Annie bakmaya başlamıştır.

Artık annelerinin durumuna dayanamazlar. Kadıncağız acı içindedir. Bir akşam Paul sütün içine uyku hapları atarak annesine içirir. Ertesi gün sevgili anneleri hayata gözlerini yummuştur.

Takip eden günlerde birçok akrabaları cenazeye gelir. Fırtınalı bir günde William’ın yanı başına gömülür Mrs. Morel.

 

BÖLÜM 15 : Umudun Kayboluşu
Bağışta bulunmak isterseniz…

      Paul kendisini yalnız ve yenilmiş hissetmekteydi. Tüm hayatı boyunca annesi ona hep destek olmuş, öğütlerde bulunmuştu.

Baxter Dawes tamamen sağlığına kavuşur. Kendine bir iş bularak Sheffield’e yerleşir. Paul halen daha Clara’nın kendi yanına geleceğini düşünmektedir.

Mrs. Morel’in ölümünden sonra evde büyük bir boşluk vardır. Paul Nottingham’da ev tutar. Mr. Morel’de Bestwood’da bir arkadaşında yaşamaya başlar. Paul’un hayatı darmadağan olmuştu. Kafasında birçok soru vardır. Gidecek hiçbir yeri, yapacak hiçbir şeyi ve söyleyecek hiçbir şeyi kalmamıştır. Kendisini diğer insanlardan tamamen koparmıştır.

Kilisede Miriam ile karşılaşır. Kuzenini ziyaret için gelmiştir. Paul Miriam’ı evine akşam yemeğine davet eder. Miriam Broughton Kolejinde öğretmen olmak üzere eğitim alacaktır. Miriam Paul’un Clara’dan ayrıldığını öğrenince evlenmeleri gerektiğini söyler. Paul’un kafası karışıktır. Yurtdışına gitmeyi düşünür. Ve sonunda tek başına kalmaya karar verir. Annesini düşünmektedir. (ana kuzusu anlayacağınız)

Rotasını kaybetmiş bir gemi gibi amaçsız bir şekilde şehrin sokaklarında yürümeye başlar… Annesi ölmüş olsa da ona olan sevgisi capcanlıdır…

 

 

KİTABIN KISA İNGİLİZCE ÖZETİ

The life of the Morel family is unhappy, tense, and uneasy. The Morels live in a mining town in the countryside. Walter Morel is a miner, and he and his wife, Gertrude, have two children, William and Annie, and are expecting their third child. When their third child, Paul, is born, Mrs. Morel does not really want the new baby. Her life is full with handling her husband’s temper and caring for the children. She hates that she has to stay home with the children while her husband gets to go out and enjoy himself (i.e. drink). After the birth of their fourth child, Arthur, the Morel family is complete.

Mrs. Morel transfers her affections from her husband to her first son, William, who is intelligent and active. He is the apple of his mother’s eye, winning awards, doing well in school and finding jobs easily. When William goes to London for a job, Mrs. Morel is devastated. William comes home, bringing with him his fiancee, a young lady who treats the Morels like servants. Having spent too much time at work and with his fiancee, William catches pneumonia and dies. After William’s death, Mrs. Morel turns her love and attention to Paul.

Paul, always sensitive and emotional, gets a job at Thomas Jordan’s, a surgical applicances factory and strikes a friendship with Miriam Leivers. Mrs. Morel does not like Miriam because in her view Miriam takes all of Paul’s energy, desire, and feelings with nothing left of him for her. Miriam introduces Paul to Clara Dawes, whose mother is friendly with Mrs. Leivers and who is separated from her husband, Baxter Dawes.

After Paul and Miriam have sex, he decides that they are not good for each other, and breaks off their relationship, to Miriam’s anger and bitterness. Paul heads into an intensely sexual relationship with Clara. Miriam is jealous that the Morels have accepted Clara as Paul’s lover when they have not liked her at all. Paul and Clara share a passionate, sexual relationship. As much as Paul thinks that he is happy, his mother believes otherwise; she knows in her heart that Clara will tire her son out.

Baxter Dawes and Paul have a fight; the fight leaves Paul in great pain and a great dislike for Clara’s husband. Although both men severely hate each other, they feel connected to each other.

Mrs. Morel falls gravely ill because of a tumor. The doctor who tends to her tells Paul that Dawes is in the hospital for his fever. Paul calls on Dawes in the hospital and the two men somewhat reconcile. When Paul tells Clara that Dawes is ill, Clara unexpectedly declares that her husband had treated her with more respect and had loved her more than Paul ever did. Clara returns to Dawes.

Meanwhile, Mrs. Morel grows weaker. Knowing that she is prolonging her death to live for Paul, Paul and Annie fear that she will live longer than she can emotionally survive. Paul and Annie cannot stand to see their beloved mother live in such pain that they give her an extra dosage of morphine. Mrs. Morel dies.

Paul goes to see Miriam. They ponder getting married, but Paul confesses that he has no desire nor any intention of marrying her. Miriam decides to wait as long as it takes for him to come to her. Paul returns home, thinking about the bond he shares with his mother.

 

ÖNEMLİ KELİMELER

poverty Sefalet appliance Alet,edevat
quarrel Kavga,tartışma manner Tavır
hatred Kin shallow Sığ
fierce Şiddetli, vahşi cautious Tedbirli
fetch Gidip getirmek fond Aşık, sevgi dolu
handkerchief Mendil purity Saflık
bluish Mavimsi lace Oya, dantel
lump şişkinlik shaky Zayıf

 

 

By Emre ZORLU

“Sons And Lovers” için 5 yorum

  1. paylaşımın için teşekkürler dostum yalnız paulun olayı sadece ana kuzusu olması degil. Paul’da oedipus sendromu dediğimiz olay var annesine karşı cinselliğe kadar varacak bi aşk duyuyo biraz yüzeysel anlatmışsın sanki.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s